Türkiye’de Y Kuşağının %73’ü Online Tehdide Maruz Kalıyor

Türkiye’de Y Kuşağının %73’ü Online Tehdide Maruz Kalıyor

Türkiye’deki internet kullanıcılarının karşı karşıya geldiği en büyük tehditler, cinsel içerikli istenmeyen mesaj almak, saldırgan kişi olarak adlandırılmak ve yalan haberlerle kandırılmak olarak sıralanıyor.

Özellikle çocuklar ve gençler arasında teknolojinin daha güvenli ve daha sorumlu bir şekilde kullanılmasını teşvik etmek için organize edilen Güvenli İnternet Günü’nü desteklemek için Microsoft, 2004 yılından beri çeşitli faaliyetlerle güvenli internet kullanımına katkılar sunuyor. Microsoft bu kapsamda 3 yıldır, online davranışlar ve etkileşimler hakkında internet kullanıcılarının tutum ve algılarını inceleyen “Dijital Nezaket Araştırması” (Digital Civility Index/DCI) yürütüyor.

Bu yıl, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 22 ülkenin dâhil olduğu araştırma, internet kullanımı konusunda bireylerin yaşadığı riskler, tehditler, etkileşimler ve saldırgan davranışlar konularında önemli bilgiler sunuyor. 13-17 yaşlarındaki gençler ve 18-74 yaşları arasındaki yetişkinler ile yapılan görüşmelerden alınan sonuçları içeriyor. Araştırmada kullanıcıların karşılaştıkları risklerin çeşidine ve sıklığına göre puanlama yapılıyor. Buna göre, geçen yıla göre 2 sıra yükselen Türkiye, 22 ülke arasında 71 puanla 14’üncü konumda yer aldı. Birinci sırada ise 50 puanla İngiltere bulunuyor.

TÜRKİYE’DE GENÇLER AİLELERİNDEN YARDIM İSTEMEKTEN ÇEKİNİYOR

Araştırma sonuçlarına göre, Türkiye’de Y kuşağındaki internet kullanıcılarının yüzde 73’ü online tehditlere maruz kalıyor. Online risklerin hedefi olan kişilerin açıklamalarına göre, bu tehditler sıklıkla tanıdıklar, arkadaşlar veya aile bireyleri tarafından gerçekleştiriliyor. Bu tehditler geçen yıla göre 9 puan artarak %27 olarak gerçekleşti. Ankete katılan kadınların bu tarz tehditlere erkeklerden daha yüksek oranda maruz kaldığı görülüyor. Türkiye’deki kullanıcılar ayrıca, online saldırıları dünya geneline göre daha şiddetli yaşıyor. Dünya genelinde bu oran %28 iken Türkiye’de internet kullanıcılarının %33’ü şiddet içerikli saldırılara maruz kalıyor. Online bir saldırı karşısında gençlerin ailelerinden yardım isteme oranı dünya genelinde %42 iken Türkiye’de bu oran %32. Başka bir yetişkinden yardım isteme konusunda da Türkiye, %28 olan dünya ortalamasının gerisinde kalarak, ancak %20 oranını yakalıyor.

TEHDİTLERİN YÜZDE 28’İ TANIDIK ÇEVREDEN VE AKRABALARDAN GELİYOR

Türkiye’deki en yaygın istenmeyen online temas türleri, rahatsız edici veya müstehcen içerik almak ile uygunsuz ve kişisel bilgi toplama girişimlerinde bulunmak olarak öne çıkıyor. Bu girişimlerin oranı dünya genelinde %33 iken Türkiye’de bu oran %41. İnternet kullanıcılarının karşılaştığı tehditlerin %62’si yabancılardan, %28’i ise tanıdık çevrelerden geliyor. Dünyada ve Türkiye’de bu tip online risklerle karşılaşanlar, yabancılara olan güvenini kaybediyor, daha stresli bir hayat yaşamaya başlıyor, uyku düzenini kaybediyor ve sosyal medya, blog ya da forumlara daha az giriyor. Microsoft Türkiye Kurumsal İletişim Direktörü Aslı Arbel konuyla ilgili olarak şunları söylüyor:“Teknoloji yaygınlaştıkça insanların internet üzerinden birbiriyle kurdukları etkileşim de artıyor. İnsan odaklı bir teknoloji şirketi olarak, herkesin dijital ortamda nezaket kurallarını ve ahlak kavramlarını göz önünde bulundurarak hareket etmesini temenni ediyoruz.Bu nedenle, Güvenli İnternet Günü’nde, dünyanın dört bir yanındaki insanları dijital nezaketi benimsemeye ve online ortamda birbirlerine saygılı davranmaya davet ediyoruz. 3 yıldır 20’den fazla ülkede gerçekleştirilen Microsoft Dijital Nezaket Araştırmamız 4 temel ilkeye dayanıyor: Başkalarına sana davranılmasını istediğin gibi davran; farklılıklara saygı göster; cevap vermeden önce düşün ve haksızlığa uğradığında harekete geç. Bu ilkeler doğrultusunda gelişen bir dijital ortamda insanların ve kurumların birbirine olan güvenlerini kaybetmeden daha fazlasını başarabileceğine inanıyoruz. Araştırma sonuçlarında da görülebileceği üzere, Türkiye’nin online riskler konusunda dünya standartlarının gerisinde kalmaması için ailelere ve eğitimcilere de önemli görevler düşüyor. Aileler ve eğitmenler, birer rol model olarak, her zaman gençlerin yanında olmalı ve internet kullanımında tüm bireyler günlük yaşamdaki gibi eylemlerinin sorumluluklarını üstlenmeli.”