Çocuklar Teknolojinin Esiri Olmasın!

Çocuklar Teknolojinin Esiri Olmasın!

Tüm gün ellerinde telefon, gerekli-gereksiz, ilgili-ilgisiz her şeye bakan, takip eden ebeveyn modeli, çocukların dünyasında da bu araçları çok masum kılacak.

Günlük hayatı kolaylaştıran, zamanı daha hızlı ve verimli kullanma imkânı sunan teknoloji günümüzde aynı zamanda bir bağımlılık aracı olarak da öne çıkıyor. Teknolojinin ölçüsüz, sınırsız ve kontrolsüz kullanımı ile teknolojik ürüne ulaşılamadığında yoksunluğa kadar gidebilecek bir durum olarak tanımlanan teknoloji bağımlılığından çocukları korumak için Yeşilay ebeveynlere öneriler sunuyor. Yeşilay Başkanı Prof. Dr. Mücahit Öztürk, çocukların kaliteli ve verimli tatil dönemleri geçirmesi için teknoloji kullanımında ebeveynleri planlı hareket etmeye çağırıyor. Özellikle tatil dönemlerinde ailelerin ikilem yaşadığına dikkat çeken Öztürk, yarıyıl, resmi ve yaz tatillerinde çocukların bilgisayar, telefon, oyun ya da tabletlerle çok fazla vakit geçirmeyi hak ettiklerini düşünmenin büyük bir yanılgı olduğu görüşünde. Okul zamanı çocukları teknolojiden tamamen uzak tutmanın ya da birden sanal dünyanın içine atmanın çok büyük bir yanlış olduğuna dikkat çekiyor.

SPORA VE KİTABA TEŞVİK EDİN

Ebeveynlerin mutlaka bir tatil planı yaparak, bu planlama içerisinde çocuklarının teknoloji ile iç içe olacağı optimum sürelerin oluşturması gerektiğini belirten Prof. Dr. Öztürk, kitap ve sporun olmazsa olmaz olduğunu önemle vurguluyor: “Bitirmesi gereken ders dışı hikâye, roman kitapları olmalı. Çocuğu spor dallarından birine olan ilgisi en iyi şekilde değerlendirilmeli. Arkadaşlarıyla vakit geçirebileceği zaman ve alanlar oluşturulmalı. Sadece bilgisayar değil, çocuğun sağlıklı yaşam, beslenme gibi alışkanlıkları da kontrol altında olmalı. Zira tatilde hızlı tüketilen, abur-cubur yiyeceklere ilgi daha fazla olabiliyor.”

Çocuklarının internette geçirdiği vakti ebeveynlerin kontrol etmesi gerektiğini ve bu durumun asla çocukların özel hayatına karışmak anlamına gelmediğini belirten Prof. Dr. Öztürk, “Bu bir kontrol mekanizmasıdır. İnternette, sokakta görebileceğinizden daha fazla anonim kimlik var. Daha tehlikeli olabilirler. Bunlara dikkat edilmesi, çocuğun güvenliği için oldukça önemli. Ebeveynler teknolojiyi kullanımında rol model de olmalı. Tüm gün ellerinde telefon, gerekli-gereksiz, ilgili-ilgisiz her şeye bakan, takip eden ebeveyn modeli, çocukların dünyasında da bu araçları çok masum kılacak. Herkes için belirlenen bir sınır olmalı ve aile fertleri buna uymalı.” açıklamasında bulunuyor.

ÖDÜL-CEZA SİSTEMİ DOĞRU BİR UYGULAMA MI?

Çocukların boş zamanlarını verimli ve kaliteli kullanabilmesi, sosyalleşebilmesi için ebeveynlere büyük iş düştüğünü belirten Çocuk Psikiyatrisi Uzmanı Prof. Dr. Mücahit Öztürk, ebeveyn-çocuk ilişkisinde yaygın olarak tercih edilen ödül-ceza uygulamasının çocukların teknoloji ile doğru ilişki kurmasına zarar verdiğini söylüyor: “Ebeveynler çocuklarının yaptığı ya da yapmadığı davranışları, tutumları için uygulama noktasında kurallar koyarlar. Uyulması beklenen bu kuralların bazıları çocuklar için zorlayıcı olur, bazıları ise oldukça kolay gelebilir. Kolay olanlar kolay alışıldığı için çok sorun teşkil etmez ya da ayrı bir uygulama yöntemine gerek kalmaz. Ama zor kurallar zorlayıcı olabilir. Ancak, ebeveynlerin doğruları olduğu için, bu kuralların uygulanmasında ödül, uygulanmaması halinde ceza sistemi uygulanır.”

Bu sistem ile amacın ödül verdikçe davranışın devamı olduğunu belirten Prof. Dr. Öztürk, “olumlu” davranışın ya da verilen “görevin” yerine getirilmesini, sıklığını pekiştirmek için verilen ödülün nicelik, nitelik ve sıklık bakımından ele alınması gerektiğinin altını çiziyor: “Çünkü her ödül olumlu davranışı pekiştirmez, pekiştirmediği gibi farklı olumsuz sonuçlara da yol açabilir. Birçok aile tüm dönem boyunca okuldan, derslerinden kopmaması için çocuklarını bilgisayar, tablet gibi araçlardan uzak tutmaya çalıştı. Artık yarıyıl tatili başlayınca da çocuklar ve anneler kendilerine göre bilgisayarla, telefonla, oyunlarla, tabletlerle çok fazla vakit geçirmeyi haklı gördüler, görmeye başladılar. Burada ebeveyn de tatil olmasından ve okul ödevi gibi bir sorumluluğun olmamasından kaynaklı olarak bu ödül sistemini çok masum görebiliyor. Ama baştan beri bir yanılgı var. Çocukları teknolojiden uzak tutmak ya da birden sanal dünyanın içine atmak çok büyük bir yanlış.”

NE TAMAMEN UZAK TUTMAK, NE DE SINIRSIZ ERİŞİM

Peki, ne yapmalı? Prof. Dr. Öztürk, kontrollü, bilinçli kullanım ve çocuğun internette nasıl vakit geçirdiğini bilmesine katkı sağlayacak bir takip, kontrol sürecinin ebeveynler için önemine değiniyor. İhtiyaç dışı ve kontrolsüz kullanımın, dünyadaki tüm sağlık otoritelerinin kabul ettiği teknoloji bağımlılığına sebep olduğunu vurguluyor. Bu nedenle çocukların okul döneminde bu cihazlardan yoksun bırakılıp, tatilde sınırsız kullanımına izin verilmesinin son derece yanlış olduğunu belirtiyor: “Aileler bunu lütfen bir ödül sistemi olarak görmesin. Onun yerine bu süreler dışında çocuklara vakitlerini verimli ve keyifli geçirebilecekleri alternatif içerikler, zeminler oluştursun.”

Çocukların sanal dünyadan çıkıp gerçek hayata baktıklarında yavaş akan bir dünya gördüklerini, bunun onlara sıkıcı, ağır gelebileceğini belirten Prof. Dr. Öztürk, çocukların artık sabredemediğini söylüyor: “Bir mağazada, ebeveyn kendi ihtiyaçlarını giderirken, oyalansın diye eline tablet verilen çocuğu ve bu çocuğun sabretme gibi yaşam becerilerindeki eksikliği düşünün. Aynısı tatil dönemi için de geçerli. Sürekli bilgisayar, tablet başında olan bir çocuğun zihninin tamamının bu dünyayı alması, tatil bittikten sonraysa gerçek dünyayla karşılaşması kaldırması, adapte olması çok zor bir dönem. Ayrıca, bilgisayar başında çok durmanın vereceği gözlerde yanma, beden duruşunda bozukluk, elde uyuşukluk, halsizlik, ders başarısında düşüş, kişisel, aile ve okul sorunları, zamanı idare etmede başarısızlık, uyku bozuklukları, yemek yememe, aktivitelerde azalma, sanal arkadaşlar dışında izolasyon da bu araçlarla kontrolsüz ve bilinçsiz ilişkiden kaynaklanan sorunların başında geliyor.”

YAŞLARA GÖRE TEKNOLOJİ KULLANIMI

Çocukların teknolojik araçlarla geçirdiği sürenin sınırlarının belirli olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Öztürk; 0-2 yaş arasındaki çocukların ekranla ya da teknoloji ile tanışmamasının doğru olduğunun belirtiyor: “Okul döneminde çocuğa teknolojik araçlarla vakit geçirebileceği, ihtiyacını karşılayabileceği optimum bir süre veriliyor. Bu süreler okul zamanı ya da tatil fark etmeksizin uygulanırsa teknoloji bağımlılığı ebeveynler için bir tehdit olmaktan çıkabilir.”

Öztürk’ün yaşlara göre önerdiği kullanım ise şöyle: “Her gün, 3-6 yaş arası çocukların 30 dakika; ilköğretim çağına gelmiş çocukların 45 dakika; ortaöğretim öğrencilerinin günde 1 saat; lise çağına gelmiş gençlerin ise 2 saat ekranla, teknolojik araçla vakit geçirmesi normal kabul ediliyor.”